AŞKIN KRALLIĞI / A UNITED KINGDOM


ABD, İngiltere, Çek Cumhuriyeti / USA, UK, CzechRepublic - 2016, 111’

Yönetmen / Director: Amma Asente

Senarist / Screenwriter: GuyHibbert

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Sam McCurdy

Yapım Tasarımcı / Production Designer: SimonBowles

Sanat Yönetmeni / Art Director: Andrew Munro

Müzik / Composer: PatrickDoyle

Kurgu / Editor: JonathanAmos, JonGregory

Yapımcı / Producer: BrunsonGreen, Peter Heslop, Charlie Mason, RickMcCallum, JustinMoore-Lewy, David Oyelowo

Oyuncular / Cast: David Oyelowo, Rosamund Pike, JackDavenport, Tom Felton, Laura Carmichael, Terry Pheto, JessicaOyelowo

Yapım Şirketi / ProductionCompany:Film United, HarbingerPictures, Pathé, Perfect Weekwnd, YorubaSaxonProductions

Londra, 1947. Ruth, başarılı bir memurdur ve beyazdır. Seretse, çekici bir hukuk öğrencisidir ve siyahidir; aynı zamanda Botswana’nın veliaht prensidir. Tüm engellere rağmen ikigenç birbirine âşık olur. Halkının bağımsızlık mücadelesini yönetmek üzere ülkesine geri dönme vakti geldiğinde Seretse hiç düşünmeden Ruth’a evlenme teklif eder. Ruth kabul eder, ama ondan başka kimse bu evliliği onaylamaz, ne aileleri ne de İngiltere’nin çok ihtiyaç duyduğu uranyumu kontrol eden ve ırkçılığı resmi devlet politikası haline getirmek üzere olan Güney Afrika hükümeti...

Toplumsal kargaşa ve kültürel ayrımcılığa karşı birleşmeyi savunan “Aşkın Krallığı”, hem duygusal hem politik anlamda güçlü bir tarihi dram olmanın ötesinde zamanımızın bölünmüş dünyasında alabildiğine anlamlı bir film.

 

London, 1947. Ruth's an accomplished office worker, and white. Seretse’s a charming law student, and black and he's also a prince, first in line to the throne of today's Botswana. But despite the obstacles, it's love. When the time comes for Seretse to return home to lead his people's independence movement, he impulsively proposes to Ruth. She accepts, but no one else does — not her family nor his. Neither does South Africa's government, which controls uranium Britain badly needs, and stands on the eve of making apartheid a national policy.

A true-life tale that stands for unity in the face of cultural apartheid and social turmoil, “A United Kingdom”not only succeeds in both its emotional and political level as a solid historical drama; it also happens to be as relevant as a film can be in the divided world of our times.

Amma Asente

1969, Londra doğumlu yönetmen dans ve oyunculuk eğitimi aldığı Barbara Speake sahne sanatları okulunu bitirdikten sonra, “Grange Hill” isimli dizi ile sinema ve televizyon kariyerine başladı. 2004 yılında “A Way of Life”isimli ilk uzun metraj filmini yazıp yönetti ve bu filmleBAFTA Ödülü de dâhil olmak üzere birçok ödül kazandı. İkinci filmi, senaryosunu Misan Sagay’ın yazdığı “Güzelliğin Rengi” 2013 yılında vizyona girdi, birçok festivalde gösterildi ve yine birçok ödül aldı. “Aşkın Krallığı”, Asente’nin üçüncü filmidir. Born in London in 1969. After graduating from the Barbara Speake stage school in Acton, London, where she trained in dance and drama, she began her film and television career as a regular in the British school drama Grange Hill. In 2004, she made her directorial debut with afeature film “A Way of Life” and won several awards including BAFTA Award. Her second feature film Belle, written by Misan Sagay, was released in 2013, screened at various international film festivals and won many awards. “A United Kingdom” is Asente’s third feature film.

FRANCISCO SANCTIS’İN EN UZUN GECESİ / THE LONG NIGHT OF FRANCISCO SANCTIS / LA LARGA NOCHE DE FRANCISCO SANCTIS


Arjantin / Argentina - 2016, 78’

Yönetmen / Director: Andrea Testa, Francisco Márquez

Senarist / Screenwriter: Andrea Testa, Francisco Márquez

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Federico Lastra

Sanat Yönetmeni / Art Director: Julieta Dolinsky

Kurgu / Editor: Lorena Moriconi

Yapımcı / Producer: Francisco Márquez, Andrea Testa, Luciana Piantanida

Oyuncular / Cast: Diego Vel´zquez, Laura Paredes, Valeria Lois, Marcelo Subiotto, Rafael Federman

Yapım Şirketi / Production Company: Pensar con las Manos

Buenos Aires, 1977. Ülke askeri diktatörlük yönetimindedir. 40 yaşlarında bir ofis çalışanı olan Francisco Sanctis, dehşet verici siyasi ortama rağmen eşi ve iki küçük çocuğuyla sakin bir yaşam sürmektedir. Bir öğleden sonra, 20 yıldır görmediği üniversite arkadaşı Elena’nın telefonuylaFrancisco’nun günlük rutini bozulur. Elena, Francisco’ya bir adres ve ordu tarafından evlerinden alınıp götürülecek iki kişini adını verir. Onları uyarmak Francisco’ya kalmıştır.

Fısıldar gibi konuşan ama kulakları sağır eden bir etki yaratan bir film bu. Bir askeri rejimde insanın kendisini rejimin etki alanı dışında tutmasının nasıl bir şey olduğunu, böyle bir şeyin mümkün olup olmadığını sorguluyor. Ne işkence, ne tutuklama ne de kaybolan insanları gösteriyor ama seyircide uyandırdığı korku ve paranoya hissi ile diktatörlükte sürdürülen bir yaşamın sinemadaki en ürpertici yansımalarından biri.

 

Buenos Aires, 1977. The military dictatorship governs the country. Despite the terrorizing political climate, 40-something office clerk Francisco Sanctis maintains a calm life with his wife and two small children. Francisco’s routine is upset one afternoon when Elena, an old college friend who he has not seen in 20 years, calls unexpectedly. She tells Francisco an address and two names of people who are scheduled to be picked up by the army. It’s up to Francisco to warn them.

Whispery in its approach but deafening in its reverberations, Francisco Sanctisboth questions what it means to stay on the sidelines during a military regime and asks whether such a position is possible. It portrays no tortures, no detentions nor disappearances but the sense of fear and paranoia it evokes makes it one of the more chilling reflections of life under dictatorship.

Andrea Testa & Francisco Márquez

Francisco Marquez, 1981 yılında Buenos Aires’te doğdu. ENERC’te sinema eğitimi aldı ve bu dönemde ödüllü “Imágenes para Antes de la Guerra” da dâhil olmak üzere birçok kısa film çekti. Televizyon ve sinema filmlerinde yönetmen asistanlığı yaptı. Şu anda ENERC’te yönetmenlik eğitimi vermektedir. Andrea Testa, 1981 yılında Buenos Aires’te doğdu. ENERC’te sinema eğitimi aldı ve bu dönemde “Uno, Dos, Tres” de dâhil olmak üzere ilk kısa filmlerini çekti. 2009-2011 yılları arasında, kablolu yayın yapan televizyon programlarında yapım koordinatörü olarak çalıştı. Şu anda Avellaneda Sinema Okulu’nda senaryo yazarlığı eğitimi vermektedir. Francisco Marquez was born in 1981 in Buenos Aires, Argentina. He studied film at the ENERC where he made several short films, including the award-winning “Images for Before the War”. Marquez has worked as an assistant director for TV and feature films. He also works as a professor of Direction at the ENERC. Andrea Testa was born in 1987 in Buenos Aires, Argentina. She studied film at the ENERC where she made her first short films, including “Uno, Dos, Tres.” From 2009 to 2011, she he worked as production coordinator for Cable TV programs. She teaches scriptwriting at the Cinema School of Avellaneda.

FUKUSHİMA’DAN SEVGİLERLE / FUKUSHIMA MON AMOUR / GRÜßE AUS FUKUSHIMA


Almanya / Germany - 2016, 108’

 

Yönetmen / Director: Doris Dörrie

Senarist / Screenwriter: Doris Dörrie

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Hanno Lentz

Müzik / Composer: Ulrike Haage

Kurgu / Editor: Frank J. Müller

Yapımcı / Producer: Benjamin Herrmann, Harry Krueger, Harry Kuegler, Molly von Fürstenberg

Oyuncular / Cast: Rosalie Thomass, Kaori Momoi, Nami Kamata, Moshe Cohen, Aya Irizuki, Naomi Kamara, Thomas Lettow

Yapım Şirketi / Production Company: Olga Film GMBH, ARTE, Constantin Film, Majestic Filmproduktion, Rolize GMBH & Co., ZDF

 

Genç bir Alman kadın, Marie, yıkılan hayallerinden kaçmak için Japonya’ya gider. 2011 yılında Fukushima’da yaşanan üçlü felaketin kurbanlarının biraz olsun yüzünü güldürebilmeyi amaçlayan Clowns4Help isimli gruba katılır. Fukushima’da yaşayanların çoğu ya oradan ayrılamamış ya da ayrılmak istememiş yaşlı insanlardır. Marie, kısa sürede bu işin ona göre olmadığını anlar. Tam uçakla orayı da terk edecekken, yasaklanmış bölgede bulunan harap durumdaki evine taşınmaya karar veren, Fukushima’nın son geyşası, katır gibi inatçı Satomi’yle tanışır.

 

A young German woman, Marie, travels to Japan to escape her broken dreams. She joins the organization Clowns4Help who seek to spread a little cheer amongst the victims of the triple catastrophe in Fukushima in 2011. Most of the inhabitants are elderly people who were either not able or simply did not want to move away. But Marie soon realizes that she is not cut out for this task. She is about to take flight once again when she meets the headstrong Satomi, Fukushima’s last geisha, who has decided to move back into her ruined house in the prohibited area.

Doris Dörrie

İlk uzun metraj filmini 1983’te, büyük başarı kazanan fimi “Männer / Erkekler”i ise 1985’te çeken, 26 Mayıs 1955, Hanover doğumlu Doris Dörrie, ülkemiz festival takipçilerinin en sevdiği sinemacılardan.Film yönetmenliğinin ve yapımcılığının yanı sıra birçok roman, kısa hikâye ve çocuk kitabı yayınlayan Dörrie, ayrıca operalar sahneleyip yönetti. Yeni filmi “Fukushima’dan Sevgilerle”de yönetmen, sinema kariyerinin başından beri, “Erleuchtung garantiert / Enlightment Guaranteed” (2000), “How To Cook Your Life / Hayatınızı Nasıl Pişirirsiniz?” (2007) ve “Kirschblüten – Hanami / Kiraz Çiçekleri” gibi filmlerinde sıkça ziyaret ettiği Japonya’nın çekim alanında bir kez daha. Born in Hanover on 26 May 1955, Doris Dörrie, who isone of the favorite filmmakers of the Turkish festival audience, directed her first feature film in 1983 and made the phenomenally successful “Men” in 1985. Alongside her work as a film director and producer, she also published several novels, short story collections and children's books, and also staged and directed a number of operas.With “Fukushima Mon Amour”, Doris Dörrie was drawn again to Japan, a country she has been repeatedly travelling to since the beginning of her film career in her movies such as “Enlightenment Guaranteed” (2000), “How To Cook Your Life” (2007) and “Cherry Blossoms” (2008).

GÖL / THE IDEA OF A LAKE / LA IDEA DE UN LAGO


Arjantin, İsviçre / Argentina, Switzerland - 2016, 82’

 

Yönetmen / Director: Milagros Mumenthaler

Senarist / Screenwriter: Milagros Mumenthaler

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Gabriel Sandru

Sanat Yönetmeni / Art Director: Sebastián Orgambide

Kurgu / Editor: Gion-Reto Killias

Yapımcı / Producer: Violeta Bava, David Epiney, Eugenia Mumenthaler, Rosa Martínez Ribero

Oyuncular / Cast: Juan Barberini, Rosario Bléfari, Carla Crespo, Juan Greppi, Malena Moiron, Joaquin Pok

Yapım Şirketi / Production Company: Alina Film, Ruda Cine

 

35 yaşındaki Inès, fotoğraf sanatçısıdır. Duygusal olarak kırılgan olduğu bir dönemde kişisel şiirlerinden ve fotoğraflarından oluşan bir kitap derlemeye başlar. Kitabın ortaya çıkış süreci, zaman içinde Inès’in kendi geçmişini keşfettiği son derece kişisel ve benzersiz  bir yolculuğa dönüşür.

 

Inès, 35 years old, is a photographer. She is in an emotionally fragile phase and begins putting together a book of personal poems and photographs. Gradually, the process of bringing a book to fruition becomes a very personal and unique exploration of her past.

Milagros Mumenthaler

1977’de Arjantin’de doğan Milagros Mumenthaler, hem Arjantin hem de İsviçre vatandaşı. Erken yaşta ailesiyle birlikte İsviçre’ye taşındı, çocukluğunu ve ilk gençliğini orada geçirdi. Üniversite eğitimi için Arjantin’e geri döndü ve 2005 yılında mezun olduğu Buenos Aires’teki Universidad del cine’de yönetmenlik eğitimi gördü. 2000 yılında ilk kısa filmi “¿Cuándo llega papá?”yı çekti. 2011 yapımı ilk uzun metraj filmi “Abrir Puertas y Ventanas”, yazım aşamasında Cannes Film Festivali’nin Cinéfondation kurumundan maddi destek aldı ve Locarno Film Festivali’nde Altın Leopar kazandı . “Göl” yönetmenin ikinci uzun metraj filmidir. Born in 1977 in Argentina. Joint Swiss and Argentinian citizenship. Her family moved to Switzerland, where she grew up, but she decided to return to her home country to study film at the Universidad del cine in Buenos Aires, graduating in 2005 with a film directing degree. In 2000, she made her first short film “¿Cuándo llega papá?”. Her first feature film, was supported at the writing stage by the Cannes Festival’s Cinéfondation, and won the Pardo d’oro at Locarno. “The Idea of a Lake” is the second feature film of Mumenthaler. Born in London in 1969. After graduating from the Barbara Speake stage school in Acton, London, where she trained in dance and drama, she began her film and television career as a regular in the British school drama Grange Hill. In 2004, she made her directorial debut with afeature film “A Way of Life” and won several awards including BAFTA Award. Her second feature film Belle, written by Misan Sagay, was released in 2013, screened at various international film festivals and won many awards. “A United Kingdom” is Asente’s third feature film.

KARANLIK GECE / DARK NIGHT


ABD / USA - 2016, 85’

 

Yönetmen / Director: Tim Sutton

Senarist / Screenwriter: Tim Sutton

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Hélène Louvart

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Bart Mangrum

Müzik / Composer: Maica Armata

Kurgu / Editor: Jeanne Applegate

Yapımcı / Producer: Alexandra Bryer

Oyuncular / Cast: Robert Jumper, Eddie Cacciola, Aaron Purvis, Anna Rose Hopkins, Karina Macias, Rosie Rodriguez

Yapım Şirketi / Production Company: Film United, Harbinger Pictures, Pathé, Perfect Weekwnd, Yoruba Saxon Productions

 

Bir banliyö, yavaş yavaş gelişerek, sonunda kaçınılmaz olana, bir sinema kompleksindeki katliama varan olaylara tanık olur. Gün doğumundan gece yarısına bir günlük bir zaman diliminde -aralarında saldırganın da yer aldığı- birbirinden habersiz 6 kişiyi Amerika’nın yeni kâbusunu yaşarken izliyoruz.

Sutton, hayatını kaybedenleri ve o hayatlara son veren kişiyi ele alışındaki izlenimci ve insani tamamen içine çeken yaklaşımıyla harap olmuş kolektif ruh halimizin akıldan çıkmayan bir portresini sunuyor. Gus van Sant’ın filmi Fil”den ilham alan ve baştan sona bir dehşet hissinin hakim olduğu film, ustalıkla kurulmuş anlatımı bilgece bir yaklaşımla herhangi bir çözüm önermekten kaçınıyor. Ama bütün işaretler orada gözümüzün önünde duruyor.

 

A suburban landscape plays witness to the inevitable, unfolding events that culminate in a Cineplex massacre. Over the courseof one day, from sunrise to midnight, we follow six strangers – theshooter among them - share in the new American nightmare.

Impressionistic and totally immersive, Sutton’s approach to some lives lost and the particular life that ended them is a haunting examination of our damaged collective psyche. Inspired by Gus Van Sant’s Elephantand pervaded throughout by a sense of threat, its masterfully executed narrative wisely avoids offering any solutions. But the symptoms are all there for us to see.

Tim Sutton

Tim Sutton, sinema yazarlarından olumlu eleştiriler alan iki filmin yazarı ve yönetmeni: İlki , 2013’te New York Times eleştirmenlerinin dikkat çektiği “Pavilion” (Factory 25) ve ikincisi de dünya galasını 70. Venedik Film Festivali’nde yaptıktan sonra uluslararası galasını Sundance Film Festivali’nin seçkisinde yer alan “Memphis” (Kino Lorber).“Memphis” ayrıca, The New Yorker Magazin’in 2014’ün En İyi On Filmi seçkisinde yer almıştır. Sutton, The New School’da sinema eğitimi vermekte; eşi ve iki çocuğuyla Brooklyn’de yaşamaktadır. Tim Sutton is the writer and director of two criticallyacclaimed feature films. “Pavilion” (Factory 25) wasa New York Times Critic's Pick in 2013 and “Memphis” (Kino Lorber) had its World premiere at the 70th Venice Film Festival, andinternational premiere at the 2014 SundanceFilm Festival. “Memphis” was also selected as one ofThe New Yorker Magazine's Top 10 Films of 2014.Sutton, teaches film at The New School and lives inBrooklyn with his wife and two sons. Born in London in 1969. After graduating from the Barbara Speake stage school in Acton, London, where she trained in dance and drama, she began her film and television career as a regular in the British school drama Grange Hill. In 2004, she made her directorial debut with afeature film “A Way of Life” and won several awards including BAFTA Award. Her second feature film Belle, written by Misan Sagay, was released in 2013, screened at various international film festivals and won many awards. “A United Kingdom” is Asente’s third feature film.

NERUDA


Şili, Arjantin, Fransa, İspanya, ABD / Chile, Argentina, France, Spain, USA - 2016, 107’

 

Yönetmen / Director: Pablo Larraín

Senarist / Screenwriter: Guillermo Calderón

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Sergio Armstrong

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Estefania Larraín

Müzik / Composer: Federico Jusid

Kurgu / Editor: Hervé Schneid

Yapımcı / Producer: Juan de Dios Larraín

Oyuncular / Cast: Luis Gnecco, Gael García Bernal, Mercedes Morán

Yapım Şirketi / Production Company: AZ Filmsi Casting del Sur, Fabula, Funny Balloons, Participant Media, Reborn Production, Setembro Cine

 

Şili devlet başkanının 1948 yılında komünizmi yasaklamasıyla birlikte, Neruda ve ressam eşi Delia saklanarak yaşamak zorunda kalır. Kaçak yaşamınsıradanlığında entelektüel çiftin ilgisini çeken pek bir şey yoktur ama Neruda’nın ideolojisinden güç alan şiirleri halkı harekete geçirip sessiz kalabalıkların sesi oldukça, bu aynı zamanda şairin üretkenliğinindoruk noktasına ulaştığı bir dönem olur.

Larraín, tarihi kara film sosuna bulanmış sürükleyici bir kurmacaya dönüştürmek için biyografinin kurallarını yeniden yapılandırıyor ve kimlik, kendini bir fikre adamak, yaratıcı süreç ve gerçeğin inşa edilişi üzerine keskin bir gözlem sunuyor. 

 

Following the Chilean president's outlawing of communism in 1948, Neruda and his artist wife Delia are forced into hiding. While the mundanity of life on the run holds little charm for the cultured pair, this also proves to be a time of prolific output for the poet, as Neruda's ideologically charged poems rouse the people and give voice to the voiceless.

Larraín deconstructs the laws of biopic in order to turn history into an absorbing fiction impregnated with noirflavour; and in the process his movie works as a penetrating meditation on identity, commitment to ideas, the narrative process itself and the construction of truth.

Pablo Larraín

Günümüzünçığır açan sinemacılarından Pablo Larraín, Şili’nin başkenti Santiago’da doğdu. Santiago’daki Universidad de Artes’te iletişim eğitimi aldı.“Tony Manero” (2008), “No” (2012) ve “The Club” (2015) gibi uluslararası film festivallerinde gösterilen ve birçok ödül kazanan filmleriyle ülkemizde de hatırı sayılır bir hayran kitlesi bulunanyönetmenin 2016 yapımı iki biyografi filmi, “Neruda” ve “Jackie” bu yılın en iyileri arasında. One of the most grounbreaking filmmakers of our time, Pablo Larraín was born in Santiago, Chile. He studied audiovisual communication at Santiago's Universidad de Artes, Ciencias y Comunicación. His features include “Tony Manero” (2008), “No” (2012), and “The Club” (2015), all of which took place in many international film festivals and won many awards. His latest films, 2016 production biopics “Neruda” and “Jackie” are among the best movies of this year. Born in London in 1969. After graduating from the Barbara Speake stage school in Acton, London, where she trained in dance and drama, she began her film and television career as a regular in the British school drama Grange Hill. In 2004, she made her directorial debut with afeature film “A Way of Life” and won several awards including BAFTA Award. Her second feature film Belle, written by Misan Sagay, was released in 2013, screened at various international film festivals and won many awards. “A United Kingdom” is Asente’s third feature film.

GİDEN KADIN / THE WOMAN WHO LEFT / ANG BABAENG HUMAYO


Filipinler / Philippines - 2016, 226’

 

Yönetmen / Director: Lav Diaz

Senarist / Screenwriter: Lav Diaz

Görüntü Yönetmeni / CinematographeLav Diaz

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Popo Diaz

Sanat Yönetmeni / Art Director: Rene Dino, Raul Dino, Roderick Duran, Reynaldo Peru

Kurgu / Editor: Lav Diaz

Yapımcı / Producer: Lav Diaz

Oyuncular / Cast: Charo Santos Concio, John Lloyd Cruz, Michael de Mesa, Shamaine Centenera-Buencamino, Marj Lorico, Mayan Estanero

Yapım Şirketi / Production Company: Sine Olivia Pilipinas, Cinema One Originals

 

Son 30 yılını kadınlar hapishanesinde geçiren Horacia, eski bir ilkokul öğretmenidir. Hapishanede başkalarına okuma yazma öğreterek sakin bir yaşam sürmektedir. Başka bir mahkûmun, Horacia’nın hapse girmesine neden olan suçu işlediğini itiraf etmesiyle serbest bırakılır ve uzun süredir görmediği ailesini aramaya başlar. Kayıp oğlu Junior’ı ararken, vatanını, 90’ların sonundaki Filipinler’i yeniden keşfeder; yolsuzluklar ve giderek çoğalan adam kaçırma olaylarının dehşeti içinde yaşayan bir halkla karşılaşır.Verici kişiliği, intikam duygularıyla lekelenmeye başlar.

Bir dizi uzun siyah beyaz hareketsiz plandan oluşan 226 dakikalık bir filmi ‘iyi odaklanmış’, ‘özlü’ ve ‘kolay anlaşılır’ diye tanımlamak kulağa tuhaf gelebilir ama "Giden Kadın"da gereksiz hiçbir şey yok. Bastırılmış duygular ve incelikli ayrıntılarla dolu her sahnesinde günümüz Filipinleri’ni zehirleyen pasifliği, kurumsal ve ahlaki çöküşü anlatıyor.

 

Horacia has spent the last 30 years in a women's correctional facility. A former elementary school teacher, she leads a quiet existence helping others practice reading and writing. When another inmate confesses to the original crime, Horacia is released and seeks out her estranged family. While searching for her missing son Junior, she discovers again her homeland – the Philippines of the late 90s, only to realize that its inhabitants are terrorized by corruption and rampant kidnappings. Her generous personality becomes tainted by feelings of revenge...

It might seem strange to use terms like "centered", "succinct" and "accessible" to describe a 226-minute film which is composed by a succession of long black-and-white fixed shots. But nothing is superfluous in The Woman Who Left. Each scene is filled with repressed emotions and subtle details which tell us about the passivity and institutional and moral corruption that plagues contemporary Philippines. 

Lav Diaz

30 Aralık 1958 doğumlu Filipinli sinemacı Lavrento Indico Diaz, yönetmen, senarist, yapımcı, kurgucu, görüntü yönetmeni, şair, bestekâr, yapım tasarımcısı ve oyuncudur. Günümüz arthouse sinemasının en saygın yönetmenleri arasında yer alan sinemacı özellikle filmlerinin uzunluğuyla ünlüdür; süresi 11 saate varan filmleri vardır. Bunun sebebi filmlerininzamanın değil, mekânın ve tabiatın hakimiyetinde olmasıdır. Ülkesindeki toplumsal ve politik mücadeleleri konu alanfilmleriyle uluslararası festival çevrelerinin saygısını kazanmıştır. 1998 yılından bu yana on iki film yönetmiş ve birçok uluslararası ödül kazanmıştır. Lavrente Indico Diaz is a filmmaker from the Philippines who was born on December 30, 1958. He works as director, writer, producer, editor, cinematographer, poet, composer, production designer and actor. He is one of the most well respected arthouse filmmakers of our time, especially notable for the length of his films, some of which run for up to eleven hours. That is because his films are not governed by time but by space and nature. His films are about the social and political struggles of his motherland and through these, he has garnered the admiration of the international festival circuit. Since 1998 he has directed twelve films, and won several international awards.

YAŞAMIN KIYISINDA / MANCHESTER BY THE SEA


ABD / USA - 2016, 137’

 

Yönetmen / Director: Kenneth Lonergan

Senarist / Screenwriter: Kenneth Lonergan

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Jody Lee Lipes

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Ruth De Jong

Sanat Yönetmeni / Art Director: Jourdan Henderson

Müzik / Composer: Lesley Barber

Kurgu / Editor: Jennifer Lame

Yapımcı / Producer: Kimberly Steward, Matt Damon, Chris Moore, Lauren Beck, Kevin J. Walsh

Oyuncular / Cast: Casey Affleck, Michelle Williams, Kyle Chandler, Gretchen Mol, Lucas Hedges

Yapım Şirketi / Production Company: The Affleck/Middleton Project, B Story, Big Indie Projects, CMP, Pearl Street Films

 

Lee, apartman görevlisi olarak çalışan yalnız bir adamdır. Ağabeyi Joe’nun ani ölümü üzerine, 16 yaşındaki yeğeni Patrick’in yasal vasisi olur. Doğduğu şehre döndüğünde eski eşi Randi ve şehri neden terketmiş olduğunu iyi hatırlayan şehir halkıyla hesaplaşmak zorundadır

Hafızanın zalimliği, acının kalıcılığı ve borcunu ödeyerek huzur bulma umudu, Lonergan’ın bu filmde olağanüstü bir zarafet ve duygusal hassasiyetle ele aldığı konulardan bazıları ve bu film yılın en iyilerinden biri; her sinemaseverin mutlaka izlemesi gereken filmlerden.

 

Lee is a lonely man, who works as a janitor in an apartment building. After the sudden death of his older brother Joe, he is made legal guardian of Joe's 16 years-old son Patrick. Lee returns to his hometown and has to deal with Randi, his former wife, and the local community that remembers why he left.

The cruelty of memory, the persistence of grief and the hope of redemption are among the issues Lonnergan explores with overwhelming elegance and emotional precision in this movie. This is one of the best films of the year; an essential viewing for every film lover.

Kenneth Lonergan

Lonergan, 16 Ekim 1962’de New York City, Bronx’ta doğumludur. Oyun yazarlığı ve yönetmenlik eğitimi aldığı Wesleyan University’de başladığı eğitimini New York University Oyunazarlığı Bölümünde tamamlar. Birçok başarılı tiyatro oyununun senaryosunu yazdıktan sonra, “Anlat Bakalım” (1999) filminin senaryosuyla sinema sektörüne adım attı. Hemen arkasından “The Adventures of Rocky and Bullwinkle” (2000) isimli filmin senaryosunu yazma teklifini aldı. Aynı yıl, senaryosunu kendi yazdığı “Bana Güvenebilirsin” adlı ilk filmini çekti. “New York Çeteleri”nin (2002) senaryosuna katkıda bulundu. “Yaşamın Kıyısında”, 2011’de gösterime giren ikinci filmi “Margaret”ten sonra, senaryosunu yazıp yönettiği üçüncü filmdir. Lonergan was born in the Bronx, New York City on October 16th, 1962. He matriculated to Wesleyan University where he trained as a playwright and director; he would go on to graduate at the NYU Playwriting Program. After writingmany successful plays for theatre, he entered the film industry with his screenplay for“Analyze This” (1999). He was subsequently offered a job writing “The Adventures of Rocky and Bullwinkle” (2000). Same year, Lonergan directed his own screenplay for “You Can Count on Me”. He contributed to the screenplay for Gangs of New York (2002). After his second film “Margeret”,which was released in 2011 due, “Manchester by the Sea” is his 3rd film as writer/director.

DEMİR ADAM / MAN OF IRON / CZLOWIEK Z ZELAZA


Polonya / Poland - 1981, 156’

 

Yönetmen / Director: Andrzej Wajda

Senarist / Screenwriter: Aleksander Scibor-Rylski

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Edward Klosinski

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Allan Starski

Müzik / Composer: Andrzej Korzynski

Kurgu / Editor: Halina Prugar-Ketling

Yapımcı / Producer: Álvaro Augustin, Ghislain Barrois, Andrés Martín

Oyuncular / Cast: Jerzy Radziwilowicz, Krystyna Janda, Marian Opania, Wieslawa Kosmalska, Irena Byrska, Boguslaw Linda, Lech Walesa

Yapım Şirketi / Production Company: Film Polski, Zespól Filmowy "X"

 

Tükenmiş, alkolik gazeteci Winkiel, 1980 Gdansk tersanesi grevinin karizmatik lideri ve güçlü bir hatip olan Maciek Tomzyk’in eylemlerini araştırmakla görevlendirilir. Genç ruhlu bir radikal olarak tanınıyor olmasından faydalanarak Tomzyk’le dayanışma içindeymiş gibi görünse de asıl amacı parti önderlerinin umduğu şekilde Tomzyk’in kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmaktır. Ama sendika liderinin arkadaşlarıyla ve gözaltına alınmış eşi Agniezska ile yaptığı röportajlarda, Tomzyk’in çektiği çileleri, 1970 yılında hükümetin işçilere yaptığı saldırılarda babasının öldüğünü öğrenen Winkiel’in geçmiş idealizmi yeniden canlanır ve kariyerini riske atmak uğruna grevcilerin yanında yer alır.

Yalnızca önemli bir tarihi belge değil, aynı zamanda muazzam bir aşk hikayesi ve idealizm ve uzlaşma üzerine zamansız bir inceleme. Öfke, şiir, insanlık ve duygu dolu büyük bir film. 1981’de Altın Palmiye kazandı ve Wajda’nın Polonyadaki rejim tarafından istenmeyen kişi ilan edilmesine neden oldu.

 

Winkiel, a burned-out, alcoholic journalist is assigned to look into the activities of Maciek Tomzyk, the charismatic and articulate leader of 1980 Gdansk shipyard strike. The journalist makes use of his own reputation as a youthful radical, implying a solidarity with Tomzyk even as he searches for the dirty laundry the party bosses hope he'll find. But as he interviews the labour leader's associates and his detained wife, Agnieszka, and hears of his travails and of his father's death in the 1970 crackdown against the workers, Winkiel begins to feel his former idealism returning, forcing him to consider putting his own career at risk to side with the strikers.

Not just a crucial historical document but it’s also a great love story and a timeless study of both idealism and compromise. A great film full of anger, poetry, humanity and emotion. It won the Palme D’Or at Cannes in 1981 and it caused Wajda to become persona non grata with the Polish regime.

Andrzej Wajda

Andrzej Witold Wajda, 6 Mart 1926 Suwalki doğumlu, Polonyalı film ve tiyatro yönetmenidir. Altın Palmiye ve Yaşam Boyu Akademi Ödülü sahibi yönetmen, Polonya Film Ekolünün önde gelen üyelerinden biridir. A Generation (1954), Kanał (1956) ve Ashes and Diamonds (1958) isimli savaş üçlemesiyle ünlüdür. Dört filmi, Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar’a aday gösterilmiştir: Vaatler Ülkesi (1975), Wilkolu Kızlar (1979), Man of Iron (1981) ve Katyń. Cannes, Berlin ve Venedik dâhil olmak üzere uluslararası festivallerde, sayısız ödül almıştır. Wajda 9 Ekim 2016’da Varşova’da 90 yaşında, akciğer yetmezliğinden vefat etmiştir. Born in Suwalki on March 6th, 1926, Andrzej Witold Wajda was a Polish film and theatre director. Recipient of an Honorary Oscar and the Palme d'Or, he was a prominent member of the "Polish Film School". He was known especially for his trilogy of war films consisting of A Generation (1954), Kanał (1956) and Ashes and Diamonds (1958). Four of his films have been nominated for the Academy Award for Best Foreign Language Film: The Promised Land (1975), The Maids of Wilko (1979), Man of Iron (1981) and Katyń (2007). He won numerous awards in many international film festivals including Cannes, Berlin and Venice. Wajda died in Warsaw on 9 October 2016 at the age of 90 from pulmonary failure.

MADEN / THE MINE


Türkiye / Turkey - 1978, 90’

Yönetmen / Director: Yavuz Özkan

Senarist / Screenwriter: Yavuz Özkan

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: İzzet Akay

Müzik / Composer: Zülfü Livaneli

Kurgu / Editor: İsmail Kalkan

Yapımcı / Producer: Atıf Yılmaz, Yavuz Özkan

Oyuncular / Cast: Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Hale Soygazi, Meral Orhonsay, Halil Ergün, Ahmet Turgutlu

Yapım Şirketi / Production Company: Yeşilçam Film

 

Sosyalist devrimci bir maden işçisi olan İlyas, iş arkadaşlarını maden ocağındaki kötü koşulları daha fazla kabul etmemeye ikna etmeye çalışmaktadır. Zamanla çabaları sonuç verir ve iş arkadaşlarını sarı sendikanın etkisinden kurtarır. O sıralarda bir grup işçinin göçük altında kalması da bu kararda etkili olur. Bu olumsuz durumu aşarak çalışma koşullarının düzeltilmesini sağlamak için İlyas ve Nurettin bir imza kampanyası başlatır. Bu süreçte patron önce işçi ailelerinin gözünü boyamak için şehre lunapark getirtir, işe yaramayınca da İlyas'a suikast düzenler. Başarısız suikast girişimiyle birlikte işçiler arası dayanışma da giderek artar ve iş yavaşlatma ile başlayan eylemler, İlyas'ın göçük altında kalmasıyla greve dönüşür.

 

Ilyas, a miner with socialist revolutionary ideas, tries to convince his co-workers that their working conditions are not acceptable and needs to be changed. Eventually his efforts produce results and he saves his friends from the influence of the yellow union. This decision of workers was also greatly affected by an accident in mine, where some of the miners were trapped in the wreckage. To overcome these poor conditions and have their working conditions improved, Ilyas and Nurettin organize a petition campaign. Due to these devlopments, the owner of the mining company brings a fun fair to the town to hoodwink the families of the miners. When this strategy doesn’t work, he sends his men to assassinate Ilyas, which also fails. After this failed attempt, the miners decide to start a slowdown strike, which evolves into a full strike, when Ilyas gets trapped in the wreckage.

Yavuz Özkan

Yavuz Özkan, 1942'de Yozgat'ta doğdu. 1970'lerin başında kısa filmler çekerken bir taraftan da senaryo denemeleri üzerinde çalışıyordu. 1971/1974 yıllarında televizyon hikâyeleri ve senaryoları yazdı. 1974'te "Vardiye" adlı belgesel filmle yönetmenliğe başlayan ve aynı yıl "Yarış" adlı filmi yöneten Özkan çıkışını, 1978'de beyazperdeye aktardığı "Maden" adlı filmle yaptı. 1980'de Paris'e gitti ve yedi yıl süreyle oyuncu, yönetmen ve yazar olarak çalıştı. Fransız televizyonu FR3 için iki televizyon filmi yönetti. 1987 yılında Türkiye'ye döndü vedüzenli olarak her yıl bir film çekti: “Yağmur Kaçakları”, “Umut Yarına Kaldı”, “Filim Bitti”, “Büyük Yalnızlık”, “Ateş Üstünde Yürümek”, “İki Kadın”, “Bir Sonbahar Hikâyesi”, “Bir Kadının Anatomisi”, “Bir Erkeğin Anatomisi” ve son olarak “Hayal Kurma Oyunları”. Bu filmler yurt içinde ve yurt dışında çeşitli ödüller kazandı. Yavuz Özkan was born in Yozgat in 1942. AT the beginning of 1970s, he was trying to write feature film screenplays, while shooting short films. Between 1971 and 1974, he wrote some stories and scripts for TV. In 1974, he made his debut as a director with a documentary film: “Vardiye”. Same year, he shot a feature film called “Yarış”. But the film that brought recognition to the director was 1978 production “The Mine”. In 1980, he went to Paris snd worked there as an actor, director and screenwriter for 7 years. He shot two films for French television station FR3. In 1987, he returned to Turkey and he started shooting one film per year regularly: “Yağmur Kaçakları”, “Umut Yarına Kaldı”, “Film Bitti”, “Büyük Yalnızlık”, “Ateş Üstünde Yürümek”, “İki Kadın”, “Bir Sonbahar Hikâyesi”, “Bir Kadının Anatomisi”, “Bir Erkeğin Anatomisi” and“Hayal Kurma Oyunları”. All these films won many national and international awards.

RÜZGÂR BİZİ SÜRÜKLEYECEK / THE WIND WILL CARRY US / BAD MA RA KHAHAD BORD


İran, Fransa / Iran, France - 1999, 118’

 

Yönetmen / Director: Abbas Kiarostami

Senarist / Screenwriter: Abbas Kiarostami

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Mahmoud Kalari

Müzik / Composer: Peyman Yazdanian

Kurgu / Editor: Abbas Kiarostami

Yapımcı / Producer: Marin Karmitz, Abbas Kiarostami

Oyuncular / Cast: Behzad Dorani, Noghre Asadi, Roshuan Karam Elmi, Bahman Ghobadi, Shahpour Ghobadi, Reihan Heidari, Masood Mansouri

Yapım Şirketi / Production Company: MK2 Productions

 

Geçmişe ait alışkanlıkları ve tasasız yaşantısıyla geleneksel bir köye üç yabancı gelir. Bu ücra köyü, eski olanın artık ölüp gitmesini bekliyormuş gibi gözüken dış dünyaya bağlayan tek şey bir cep telefonudur. “Şehirli” misafirler, buradaki yalıtılmış yaşamların sıkıcı rutinini bozar. Ne bu iki dünya, ne de eskiyle yeni birbiriyle yüzleşir. Tersine, bu ikili karşıtlıklar, herhangi bir cevap sunmaktan kaçınan şiirsel bir ortamda eriyip gider.

Kiyarüstemi’nin ustalığının üst düzey örneklerinden birisi olan bu film, ölümü ve sinemanın doğasını ele alan bu anlatı, bir şeyler anlatmak ya da söylemektense seyircininkeyif almasıve yanıltıcı biçimde basit ama evrensel anlamlar bulmasını sağlayan büyüleyicigörüntüler sunuyor.

 

A traditional village with its old rituals and laid-back life is visited by three strangers. A cell phone connects the remote village to an external world that seems to be waiting for the ancient to die. The "urbanite" visitors interfere with the mundane routines of secluded lives. The two worlds do not confront each other, however, nor do old and new. Rather, these binary oppositions melt in a poetic landscape that shies away from providing answers.

One of the finest examples of Kiarostami’s mastery, this reflection on death and the very nature of cinema doesn’t explain or tell things as much as it shows and suggests captivating images for the viewer to enjoy and find deceivingly simple yet universal meanings.

Abbas Kiarostami

22 Haziran 1940 doğumlu Abbas Kiarostami, İranlı yönetmen, senarist, yapımcı, fotoğraf sanatçısı, şair, ressam, çizer ve tasarımcıdır. Temeli 60’lı yıllara dayanan ve politik ve felsefi konuları şiirsel diyaloglarla ve alegorik bir anlatıyla ele almak gibi benzer birçok yöntem kullanan sinemacıların oluşturduğu İran Yeni Dalgası’nın bir mensubudur. 1970’ler boyunca oldukça üretken olan ünlü sinemacı, kısa metraj kurmacalar ve belgeseller de dâhil olmak üzere 40’ın üzerinde film çekti. Koker üçlemesi (1987-94), “Yakın Plan” (1990), “Ta’m e Guilass” (1997) – aynı sene Altın Palmiye almıştır – ve “Rüzgâr Bizi Sürükleyecek” (1999) filmlerindeki yönetmenliğiyle dünya çapında olumlu eleştiriler almıştır. Sırasıyla İtalya ve Japonya’da çektiği son dönem işleri “Aslı Gibidir” (2010) ve “Sevmek Gibi” (2012) ilk defa İran dışında yaptığı işlerdir. Birkaç aydır bağırsak kanserinden mustarip olan Kiarostami, 4 Temmuz 2016’da aramızdan ayrıldı. Born in June 22nd, 1940, Abbas Kiarostami was an Iranian film director, screenwriter, film producer, photographer, poet, painter, illustrator and graphic designer. He was part of a generation of filmmakers in the Iranian New Wave, a Persian cinema movement that started in the late 1960s that consist of filmmakers who share many common techniques including the use of poetic dialogue and allegorical storytelling dealing with political and philosophical issues.An active film-maker from 1970, Kiarostami had been involved in over forty films, including shorts and documentaries. Kiarostami attained critical acclaim for directing the Koker trilogy (1987–94), “Close-Up” (1990), “Taste of Cherry” (1997) – which was awarded the Palme d'Or at the Cannes Film Festival that year – and “The Wind Will Carry Us” (1999). In his later works, “Certified Copy” (2010) and “Like Someone in Love” (2012), he filmed for the first time outside Iran: in Italy and Japan, respectively. Suffering from gastrointestinal cancer for months, Kiarostami died on July 4th, 2016.

AŞK İÇİN KIKI / KIKI, LOVE TO LOVE / KIKI, EL AMOR SE HACE


İspanya / Spain - 2016, 102’

 

Yönetmen / Director: Paco León

Senarist / Screenwriter: Paco León, Fernando Pérez

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Kiko de la Rica

Sanat Yönetmeni / Art Director: Vicent Díaz, Montse Sanz

Kurgu / Editor: Alberto de Toro

Yapımcı / Producer: Álvaro Augustin, Ghislain Barrois, Andrés Martín

Oyuncular / Cast: Alex García, Natalia de Molina, Paco León, Ana Katz, Belén Cuesta, Candela Peña, Luis Callejo

Yapım Şirketi / Production Company: Instituto de la Cinematografía y de las Artes Audiovisuales, Mediaset España, Telecinco Cinema, Vértigo Films

 

Madrid’de sıcak bir yaz gecesi, aşk ve seks üzerine beş hikâyeye sahne olur. Hikayelerin kahramanları,Dacryphilia, Eliphilia, Somnophilia, Polyamori, Harpaxophilia gibi adını bile telaffuz edemedikleriacayip ve alışılmadık özel zevklerini keşfederken tabular birer birer yıkılır. İspanya’nın sevilen komedi yıldızıPaco Leon’un, iki küçük bağımsız komediyle başlayan yönetmenlik serüveninde, özellikle prodüksiyon anlamında çıtayı yükselttiği üçüncü filmi, bu yıl İspanya’nın gişe rekortmenlerinden biriydi.

“Aşk İçin Kiki”, aşkta kendimize koyduğumuz sınırlar ve mutluluk arayışımız üzerine son derece muzip ve bir o kadar dokunaklı bir komedi.

 

 

Five stories of love and sex unfold over one hot summer in Madrid. Taboos are broken one by one as the protagonists discover all kinds of strange and unusual tastesof each other’s with unpronounceable names: Dacryphilia, Eliphilia, Somnophilia, Polyamori, Harpaxophilia… Spanish star of comedy, Paco León who started his filmmaking career with two surprisingly successful independent comedies, raises the bar in terms of production in his third directorial attempt which was a box-office hit in Spain this year.

Kiki, Love to Love” is a very naughty and moving comedy about the the limits we put to ourselves in sex and love, our quest for happiness.

Paco León

Asıl adı Francisco León Barrios olan İspanyol oyuncu, yapımcı ve yönetmen Paco León, 4 Ekim 1974’te Seville’de doğdu.Televizyondaki ilk oyunculuk deneyimi, Canal Sur’da yayınlanan “Mariquilla Ríe Perlas”ve “Castillos en el Aire” isimli dizilerdi. “Cita a Ciegas”adlı şov programının ve “Triunfa en Casa” adlı yarışma programlarının sunuculuğunu ama ona asıl ün kazandıran büyük çıkışını Antena 3 kanalında yayınlanan “Homo Zapping” adlı komedi programı ile yaptı. Genellikle TV için çalışan León, 2012’de annesi Carmina Barrios ile kız kardeşi Maria León’un oynadığı ilk filmi “Carmina o Revienta”yı çekti ve bu filmle En İyi Yönetmen dalında Goya Ödüllerine aday gösterildi. 2014 yılında, devam filmi “Carmina y Amén”i çekti. “Aşk İçin Kiki”, Paco León’un senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı üçüncü uzun metraj sinema filmi. Born in Seville on October 4th, 1974 as Francisco León Barrios, Paco León is a Spanish actor, producer, and director. His first television experiences were playing in the comedy “Mariquilla Ríe Perlas” and “Castillos en el Aire” on Canal Sur. He was a host of the variety TV show "Cita a Ciegas" and of the TV game show "Triunfa en Casa". But his real trampoline to fame was the Antena 3 comedy sketch show “Homo Zapping”. Working on TV productions mostly, he directed his first feature film “Carmina o Revienta”in 2012, starring his mother Carmina Barrios and his sister Maria León. With this film he was nominated to the Goya Award for the Best Director. In 2014, he shot the sequel film “Carmina y Amén”. “Kiki, el Amor se Hace” is his third theatrHical feature film.

BİNBİR SURATLI ADAM / SMOKE& MIRRORS / EL HOMBRE DE LAS MIL CARAS


İspanya / Spain - 2016, 122’

 

Yönetmen / Director: Alberto Rodríguez

Senarist / Screenwriter: Rafael Cobos López, Alberto Rodríguez

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Alex Catalán

Sanat Yönetmeni / Art Director: Pepe Domínguez Del Olmo

Müzik / Composer: Julio De La Rosa

Kurgu / Editor: José M. G. Moyano

Yapımcı / Producer: Antonio Asensio, José Antonio Félez, Francisco Ramos, Mikel Lejarza, Mercedes Gamero, Gervasio Igesias, Axel Kuschevatzky, Gabriel Arias-Salgado, José Torrescusa, Paco Gómez Zayas

Oyuncular / Cast: Eduard Fernández, Jose Coronado, Marta Etura, Carlos Santos, Alba Galocha,

Yapım Şirketi / Production Company: Zeta Audiovisual, Atresmedia Cine, Atípica Films, Sacromonte Films, Telefonica Studios, El Espía de las Mil Caras A.I.E.

 

Francisco Paesa, işadamıdır, İsviçreli bir bankerdir, uluslararası silah kaçakçısıdır, zamparadır, jigolodur, diplomattır, hırsızdır, gizli ajandır; aslında bir casustur. İspanyol Devleti tarafından ihanete uğrayınca ülkesini terk etmek zorunda kalır. Yıllar sonra geri döndüğünde her şeyini kaybetmiş bir adamdır ve şans eseri karşısına kendisine ihanet eden devletten intikâm alma fırsatı çıkar.

İspanyol tarihinin en hayret uyandırıcı olaylarından birini perdeye aktaran Rodriguez, bir ülkeyi, yöneticilerini ve güvenlik güçlerini sirkteki aptallara çeviren dolandırıcıları ve koşulları ustalıkla ele alırken hikaye anlatımı, tempo , gerilim ve entrikaya dair bütün sırları iyi bildiğini açıkça gösteriyor.

 

Francisco Paesa has been a businessman, a Swiss banker, international armsdealer, playboy, gigolo, diplomat, thief and secret agent: a spy.Having been betrayed by the Spanish Government, Paesa is forced toleave the country. Years later, when he returns, he was a man, whose life was destroyed and he gets an opportunity to take revenge from the government, who betrayed him.

As he recreates one of the most bewildering chapters of Spanish history, and expertly handles some corrupt men and circumstances that made the country, its rulers and their security forces appear like fools in a circus, Rodríguez makes clear he masters all the secrets of storytelling, tempo, suspense and intrigue.

Alberto Rodríguez

Alberto Rodríguez, İspanya’nın en sıkı yönetmenlerden birisi. İlk uzun metraj filmi “El Factor Pilgrim”i Santiago Amodeo ile birlikte çekmiş, iki yönetmen bu film ile anında film endüstrisinin dikkatini çekmişti. Sonra 2002’de tek başına “El Traje”yi, 2004’te “7 Virgenes”i, 2009’da “After ve2012’de “Grupo 7”yi çekti. “Binbir Suratli Adam”dan önceki son filmi hem hasılat hem de uluslararası etki açısından büyük başarı elde eden “Marshland”, 10 dalda Goya Ödülü, Arupa Film Akademisi’nden En İyi Avrupa Filmi Ödülü, San Sebastián Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın İstiridye Ödülü de dâhil olmak üzere 60’ın üzerinde ulusal ve uluslararası ödül kazandı. Alberto Rodríguez is one of Spain’s most consolidated filmmakers. Hedirected his first full-length feature, “The Pilgrim Factor” (2000), alongsideSantiago Amodeo and they were both immediately recognized by the filmindustry.He continued solo with “The Suit” (2002). In 2004, he shot “7 Virgins”. He then shot “After”in 2009 and “Unit 7”in 2012. His most recent project was “Marshland” (a thriller thatbroke all records in terms of revenue and international impact. It won 10Goya® Awards, the Best European Film award bestowed by the European Film Academy, the Golden Shell for best actor at the San SebastianInternational Film Festival,among over 60 other national and international prizes.

İLK AŞK / THE RECONQUEST / LA RECONQUISTA


İspanya / Spain - 2016, 108’

 

Yönetmen / Director: Jonás Trueba

Senarist / Screenwriter: Jonás Trueba

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Santiago Racaj

Sanat Yönetmeni / Art Director: Miguel Ángel Rebollo

Müzik / Composer: Rafael Berrio

Kurgu / Editor: Marta Velasco

Yapımcı / Producer: Javier Lafuente

Oyuncular / Cast: Francesco Carril, Itsaso Arana, Aura Garrido, Candela Recio, Pablo Hoyos

Yapım Şirketi / Production Company: Bord Cadre Films, Corte y Confección de Películas, La Termita Films, Sentido Films

 

Manuela ve Olma, on beş yıl önce ilk aşklarını yaşayan birer yeniyetmeykensözleştikleri o uzak gelecekte tekrar bir araya gelirler. Bu romantik başlangıcı temel alan “İlk Aşk”, zaman kavramını ya da daha doğrusu zaman algısını inceleyen, kaybedilen ve yeniden hatırlanan zaman hakkında bir film. Kendimizle ilgili neleri hatırladığımız, neleri hatırlamadığımız hakkında… Bizi tanımladığı için ve hem bugün hem geçmişte hem de gelecekte bizi biz yaptığı için sadık kalmakta ısrar ettiğimiz kelimeler, hareketler ve duygular hakkında.

Trueba, yürüyüşler ve danslar, konuşmalar ve sessizlikler, jestler ve artık aynı dili konuşmayan bakışlardan oluşan tuhaf bir ritüeli üst düzey bir hassasiyetle perdeye yansıtıyor. Kayıp zaman ve geride bıraktığı yaralar üzerine mükemmel bir film.

Manuela and Olmo are reunited in a future that had been promised fifteen years ago, when they were adolescents and they lived their first love. From this romantic premise, “The Reconquest” is actually a movie in search of time; or on the consciousness of time: lost time and recovered time. About what we remember about ourselves and about what we do not remember… About the words, the gestures and the feelings to which we continue to keep fidelity, because they define us and they interpellate us in the present, the past and the future.

With exquisite delicacy, Trueba captures a strange ritual of walks and dances, conversations and silences, gestures and gazes which don’t speak the same languageanymore. An excellent film about Lost Time and the wounds it left.

Jonás Trueba

“Todas las Canciones Hablan de Mí”(2010), “Los Ilusos” (2013) ve “Los Exiliados Románticos” (2015) filmlerinin yönetmeni Jonas Trueba, “Miniaturas” (2011) isimli kısa kurmacanın yazarı ve her ikisi de Victor García León tarafından yönetilmiş “Más Pena Que Gloria” (2000) ve“Vete de Mí” (2005) filmlerinin ve yönetmenliğiniFernando Trueba’nın yaptığı “El Baile de la Victoria” filminin senaristlerinden biridir. Çeşitli yayın organlarında sinema üzerine yazılar yazmaya devam etmektedir ve 2013’ten bu yana, eğitim merkezlerinde, çocuk eğitimi ve sinema konulu bir proje yürütmekte olan Derste Sinema isimli ekibin üyesidir. Jonas Trueba has directed the feature films “Todas las Canciones Hablan de Mí”(2010), “Los Ilusos” (2013) and “Los Exiliados Románticos” (2015). He is also the author of the mini-fiction “Miniaturas” (2011), and co-screenwriter of the films “Más Pena Que Gloria” (2000) and “Vete de Mí” (2005), both directed by Victor García León, and “El Baile de la Victoria”(2009), directed by Fernando Trueba. He writes about cinema in various media and since 2013 he is part of the Cinema in Course team, a film pedagogy project and cinema in educational centers.

İSPANYA’NIN BİR GÜNÜ / SPAIN IN A DAY


İspanya, İsviçre / Spain, Switzerland - 2016, 103’

 

Yönetmen / Director: Isabel Coixet

Müzik / Composer: Alberto Iglesias

Kurgu / Editor: Cristina Andreu

Yapımcı / Producer: Jaume Roures

Yapım Şirketi / Production Company: MediaPro Pictures, RTVE

 

Yönetmenliğini Kevin MacDonald’ın, yapımcılığını Ridley Scott’ın üstlendiği Life in a Day filmine temel olan fikirden yola çıkarak hayata geçirilmiş bir film projesi olanİspanya’nın Bir Günü, İspanya’da ve yurtdışında yaşayan İspanyol halkının hikâyesini İspanyol halkı tarafından çekilmiş bir filmle anlatmayı hedefliyor. Aynı zamanda muazzam bir  sosyal ve kültürel değişime sahne olan günümüz İspanyası’na ait korkuları ve hayalleri geleceğin İspanyol halkına aktarmayı amaçlıyor. İspanyol halkı tarafından yaratılmış ve çekilmiş en yenilikçi toplumsal film ve İspanya’da gerçekleştirilmiş en sıra dışı toplumsal sinema eylemi.

Bir acı gerçekler toplamı olmaktan çıkıp arzuların, merakların, hataların, acıların, mutlulukların, gözyaşlarının, kahkahaların büyüleyici bir birleşimine dönüşen bu film, kim bu İspanyollar, ne hissederler sorularına güzel bir karşılık olarak da son derece ilgi çekici.

 

Based on the concept of the film Life in a Day, directed by Kevin Macdonald and produced by Ridley Scott, Spain in a Day brings life to the story of Spanish people (in Spain and abroad) with the aim of creating a film made by them, while also reflecting the fears and dreams of today’s Spain for the Spanish people of tomorrow, at a time of enormous social and cultural changes. The most innovative social film created and shot by Spanish people, the most extraordinary cinematic social event ever made in Spain.

A collection reality bites turned into some kind of fascinating compilation of desires, enthusiasms, mistakes, pains, joys, cries and laughter, which doubles as a beautiful reflection of who the Spaniards are and how they feel. 

Isabel Coixet

1960’ta Barselona’da doğdu. 1988 yılında, senaryosunu da yazdığı ilk filmi “Demasiado Viejo Para Morir Joven”i çekti ve bu film ona En İyi Yönetmen dalında Goya adaylığı getirdi. 1996’da çektiği ilk İngilizce filmi “Things I Never Told You”ise En İyi Özgün Senaryo dalında Goya ödülüne aday oldu. getirdi. 2003 yılında yazıp yönettiği “Mi Vida Sin Mi” isimli filmle uluslararası planda tanınan bir yönetmen oldu. Ardından, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yapım Yönetimi ve En İyi Senaryo dallarında Goya Ödülü kazanan “The Secret Life of Words”(2005) geldi. Diğer filmleri arasında “Elegy” (2008) ve “Map of the Sounds of Tokyo” (2009) da bulunmaktadır. “Ayer no Termina Nunca” (2013) isimli filmi Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde,“Nadie Quiere la Noche”(2015) isimli filmi 65. Berlin Film Festivali’nin açılışında gösterilmiştir. Born in Barcelona in 1960. In 1988, she made he debut as a scriptwriter and a director with “Too Old to Die Young”, which earned her a Goya nomination for Best Director. She made her first film in English in 1996, titled “Things I Never Told You”, which earned Coixet her second nomination to the Goya for Best Original Screenplay. She achieved international success with “My Life without Me” (2003), followed by “The Secret Life of Words” (2005), winner of the Goyas for Best Film, Best Director, Best Production Supervision and Best Screenplay. Her other films include: “Elegy” (2008) and “Map of the Sounds of Tokyo” (2009). “Yesterday Never Ends”(2013) was presented in Berlin's Panorama section. “Nobody Wants the Night” (2015), opened the 65th edition of the Berlin Festival.

PERİLER AKADEMİSİ / THE ACADEMY OF MUSES / LA ACADEMIA DE LAS MUSAS


İspanya / Spain - 2015, 92’

 

Yönetmen / Director: José Luis Guerín

Senarist / Screenwriter: José Luis Guerín

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: José Luis Guerín

Kurgu / Editor: José Luis Guerín

Yapımcı / Producer:

Oyuncular / Cast: Raffaele Pinto, Rosa Delor Muns, Emanuela Forgetta, Patricia Gil, Mireia Iniesta, Carolina Llacher, Gavino Arca

Yapım Şirketi / Production Company: Les Films de Orfeo

 

Bir filoloji profesörü, dersten sonra eve döndüğünde ne eğitim anlayışına ne de klasiklerden referans alarak geliştirdiği bir proje olan ve dünyayı şiir vasıtasıyla değiştirmeyi amaçlayan Perileri Akademisi’ne inanmayan eşi tarafından sorguya çekilir. Bu tartışmalı proje, dil ve tutkunun hüküm sürdüğü bir dizi durumu tetikleyecektir.

Aşk ve arzu, öğretmek ve bilmek kavramlarını, aslında hayatın kendisini keşfetmek üzerebelgesel, melodram, komedi ve gerilimi iç içe geçiren,gerçek anlamdailgi çekici bir sinema denemesi. Hakiki anlamda özgür, çılgınca yaratıcı, neşe ve tutku dolu bir film.

 

When he returns from teaching class, a professor of philology is interrogated by his wife, who distrusts his pedagogical approach, and his Academy of the Muses which, inspired by classical references, is intended to regenerate the world through poetry. This controversial project sets off a series of situations dominated by language and desire.

A truly fascinating cinematic experiment that mixes documentary, melodrama, comedy and thriller to explore love and desire, teaching and knowledge and, in fact, life itself. A genuinely free film, wildly creative, full of joy and passion.

José Luis Guerín

José Luis Guerín, 1960 doğumlu, İspanyol sinemacı ve eğitmendir. Genç bir sinefilken birçok film gösterimine katılmış, Süper 8 ve 16 mm filmler çekmiş, Robert Bresson, Raoul Ruiz ve Philippe Garrel gibi hayranlık duyduğu yönetmenlerin peşinden koşmuş, onlarla arkadaşlıklar kurmuştur. Filmlerinde genellikle Lumière Kardeşlerin, Howard Hawks’ın, Yasujiro Ozu’nun ve John Ford’un etkileri görülür. Hatta, bir filmini John Ford’un “Kadın Satılmaz”isimli filminin geçtiği Innisfree’de çekmiştir. Guerín, hem belgesel hem de kurmaca filmlerindeki düşündürücü ve merak uyandırıcı anlatısıyla ünlüdür. José Luis Guerín (born 1960) is a Spanish filmmaker and educator. As a young cinephile, Guerín attended many film screenings, made films on Super 8 and 16mm and sought out and befriended many of the filmmakers he admired, including Robert Bresson, Raoul Ruiz and Philippe Garrel. Guerín's films are often described as being influenced by the Lumière Brothers, Howard Hawks, Yasujiro Ozu and John Ford. Guerín even went so far as to shoot a film in Innisfree, the setting of Ford's “The Quiet Man”.Guerín is known for his meditative and intellectually curious work in both documentary and narrative filmmaking.

SABIRLI ADAMIN ÖFKESİ / THE FURY OF A PATIENT MAN / TARDE PARA LA IRA


İspanya / Spain - 2016, 92’

 

Yönetmen / Director: Raúl Arévalo

Senarist / Screenwriter: Raúl Arévalo, David Pulido

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Arnau Valls Colomer A.E.C.

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Antón Laguna

Müzik / Composer: Lucio Godoy, Vanessa Garde

Kurgu / Editor: Ángel Hernández Zoido

Yapımcı / Producer: Beatriz Bodegas

Oyuncular / Cast: Antonio de la Torre, Luis Callejo, Ruth Díaz, Raúl Jiménez, Manolo Solo

Yapım Şirketi / Production Company: Agosto la Película, La Canica Films

 

Madrid, Ağustos 2007. Bir mücevher mağazası soygunundan hapse giren tek kişi Curro’dur. 8 yıl geçer… Kız arkadaşı Ana ve oğlu, Curro’nun hapisten çıkmasını beklemektedir. Birsabah,hiçbir yere ait değilmiş gibi duran, kendi halinde, yalnız bir adam olan Jose, Ana ile erkek kardeşinin çalışmakta olduğu bara kahve içmeye gelir. O kış Jose,onu kendilerinden biri olarak aralarına alan bardaki diğer insanlarla yakın bağlar kurar, özellikle de yeni gelen bu adamı sıkıntılı hayatından bir çıkış yolu olarak gören Ana ile. Curro, Ana ile yeni bir hayata başlama umuduyla hapisten çıkar, ama kısacık zamanda her şey değişmiştir.

İntikamın asla huzur getirmeyeceğini bilmekten gelen sükunetle şiddet patlamalarını ustalıkla birleştiren, kirli, sürükleyici, öfke dolu bu film, İspanyol sinemasının gördüğü en güçlü ilk filmlerden biri.

 

Madrid, August 2007. Curro is the only one arrested for the robbery of a jewelry store. Eight years later, his girlfriend Ana and their son are waiting for Curro to get out of prison. One morning, Jose, a solitary and reserved man, who just doesn’t seem to fit in anywhere, goes for a coffee at the bar where Ana and her brother work. That winter his life gets interwoven with the others’ at the bar, who take him in as one of their own. This is especially the case with Ana, who sees this newcomer as an outlet for her distressing life. Having done his time, Curro gets out with the hope of starting his life with Ana over again. But everything has changed in just a very short time.

Dirty, captivating and poisoned with rage, it nimbly combines its outbursts of violence with the calmness that comes from stoically accepting that revenge won’t necessarily bring any peace. One of the most powerful first feature-films Spanish cinema remembers.

Raúl Arévalo

Arévalo sinema kariyerine oyuncu olarak başlamış, oyunculuk eğitimini de Cristina Rota Okulu’nda almıştır. İlk önemli rolünü, Daniel Sánchez Arévalo’nun 2006 yapımı ilk filmi Azuloscurocasinegro’da canlandırmıştır. Sonrasında Antonio Banderas’ın“Yaz Yağmuru” (2006), Gracia Querejeta’nın“Siete Mesas de Billar Francés” (2007), José Luis Cuerda’nın“Los Girasoles Ciegos”(2008), Daniel Sánchez Arévalo’nun“Gordos” (2009) ve “Primos”(2011) filmlerinde rol aldı ve bu filmlerdeki oyunculuğuyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında bir Goya Ödülü aldı ve aynı ödüle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Başrol Erkek Oyuncu dallarında ikişer kez aday gösterildi. “Sabırlı Adamın Öfkesi”, Arévalo’nun senaryosunu yazıp, yönetmenliğini yaptığı ilk filmdir. Arévalobegan his film career as anc actor and studied drama at the Cristina Rota School. His first stand-out role in film was “Dark Blue Almost Black” (2006), Daniel Sánchez Arévalo’s first film. He later worked in Antonio Banderas’s “Summer Rain” (2006), Gracia Querejeta’s “Seven Billiard Tables” (2007), José Luis Cuerda’s“The Blind Sunflowers”, Daniel Sánchez Arévalo’s“Fat People” (2009) and“Cousinhood”(2001), andwith his performances in these films, he won one Goya Award for Best Supporting Actor, nominated twice for Best Supporting Actorand twice for Best Leading Actor. Raúl Arévalo makes his directing/writing debut with “The Fury of a Patient Man”, a thriller starring Antonio de la Torre and Luis Callejo.

YENİ BİR HAYAT / THE NEXT SKIN / LA PROPERA PELL


İspanya, İsviçre / Spain, Switzerland - 2016, 103’

 

Yönetmen / Director: Isa Campo, Isaki Lacuesta

Senarist / Screenwriter: Isa Campo, Isaki Lacuesta, Fran Araújo

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Diego Dussuel

Sanat Yönetmeni / Art Director: Roger Bellés

Müzik / Composer: Gerard Gil

Kurgu / Editor: Domi Parra

Yapımcı / Producer: Rafael Portela Freire, Dan Wechsler

Oyuncular / Cast: Emma Suárez, Sergi López, Àlex Monner, Greta Fernández, Bruno Todeschini, Igor Szpakowski, Mikel Iglesias

Yapım Şirketi / Production Company: Bord Cadre Films, Corte y Confección de Películas, La Termita Films, Sentido Films

 

Sekiz yıl önce kaybolan ve öldüsanılan bir genç evine geri döner ve kayboluşunun ailesini derinden etkilediğini görür. Zaman içinde, onun gerçekten kaybolan çocuk mu yoksa bir taklitçi mi olduğu konusunda şüpheler doğar.

Hem aile dramı hem de gerilim öğelerini son derece kendilerinden emin biçimde, cesaretle kullanan Lacuesta and Campos, kahramanlarının her jestine ve her bakışına giderek yükselen bir gerilim yüklerken bizi sırlar ve şüphelerle dolu bir girdabın içine itiyorlar.

 

A teenager who went missing and was presumed dead returns home after eight years to find a family deeply affected by his disappearance. Gradually, doubts arise about whether he really is the missing boy or an impostor.

By handling the tropes of both family drama and thriller with utter confidence and intrepidity, Lacuesta and Campos push us into an absorbing vortex of secrets and doubts, in the process pervading every gesture and every glance with slow-burning tension.

Isa Campo, Isaki Lacuesta

1975 Girona doğumluIsaki Lacuesta ilk uzun metraj filmi “Cravan vs. Cravan”ı 2002 yılında çekti. Birçok uluslararası film festivalinden ödülle dönen bu film, RNE Saint Jordi ödülünü alarak, eleştirmenler tarafından da yılın en iyi ilk filmi olarak değerlendirildi. Sonraki uzun metraj filmleri, “La Layenda del Tiempo” (2006), “Los Condenados” (2009) ve “La Noche Que No Acaba” (2010) da birçok yarışmadan ödülle döndü. 2011 yılında, başrolünü Miquel Barceló’nun oynadığı “Los Pasos Dobles” isimli filmiyle San Sebastian Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü aldı. Iso Campo1975 yılında doğdu. Senaryo yazarı, yönetmen, yapımcı ve Barcelona’daki Pompeu Fabra Üniversitesi’nde Görüntü Yönetmenliği dalında profesördür. “Yeni Bir Hayat”, “Los Pasos Dobles” (Isaki Lacuesta, 2011 San Sebastian – En İyi Film Ödülü), “Los Condenados” (Isaki Lacuesta, 2009 San Sebastian – FIPRESCI Ödülü), “La Noche Que No Acaba” (Isaki Lacuesta), “El Cuaderno de Barro” (Isaki Lacuesta, 2011 Altın FIPA) ve “Game Over”(Alba Sotorra, 2016Gaudí En İyiBelgesel Ödülü) isimli filmlerin senaryolarını yazmıştır. “Yeni Bir Hayat”, yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metraj filmdir. Şu anda Uruguaylı yönetmen Federico Veiroj için bir uzun metraj film senaryosu yazmaktadır. Born in Girona in 1975,Isaki Lacuestamade his feature film debut with“Cravan vs Cravan”in 2002. It received awards at various international film festivals and was recognized by the critics as the best debut work of the year when it won the RNE Sant Jordi award. His following films – “La Leyenda del Tiempo” (2006), “The Damned” (2009) and “The Night That Does Not End” (2010)– were also highly acclaimed in various competitions. In 2011, he won the Concha de Oro award at the San Sebastián Film Festival with “The Double Steps”, a feature film starring Miquel Barceló. Isa Campowas born in 1975. She is a screenwriter, director, producer and professor of cinematographic direction at the Pompeu Fabra University in Barcelona. She has written fiction feature films “The Next Skin”, “The Double Steps” (Isaki Lacuesta, Concha de Oro San Sebastián 2011), “The Damned”(Isaki Lacuesta, Fipresci San Sebastian Festival 2009),“The Night That Does Not End”(Isaki Lacuesta),“The Clay Notebook”(Isaki Lacuesta, Golden FIPA 2011) and “Game Over”(Alba Sotorra, Gaudí Award for best documentary 2016)."The Next Skin" is her first feature film as director. She is currently writing a feature film for Uruguayan director Federico Veiroj.

ASADO HAKKINDA HER ŞEY / ALL ABOUT ASADO / TODO SOBRE EL ASADO


Arjantin / Argentina - 2016, 85’

 

Yönetmen / Director: Mariano Cohn, Gastón Duprat

Senarist / Screenwriter: Andrés Duprat

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Joaquín Silvatici

Sanat Yönetmeni / Art Director: María Laura Bernasconi

Müzik / Composer: Sergio Pángaro

Kurgu / Editor: Jerónimo Carranza

Yapımcı / Producer: Fernando Sokolowicz

Konuklar / Cast: Carlos El Negro Álvarez, Emma Rivera, Romina Pinto, Ernesto Imas, Mónica Duprat, Oscar Bopp, Luis Caporossi

Yapım Şirketi / Production Company: Aleph Media, Televisión Abierta, A Contracorriente Films

 

Asado Hakkında Her Şey, Arjantin’in derinliklerine bir yolculuk. Asado, bir yemek ve bir ritüel, hem ilkel hem modern, hem vahşi hem sofistike, hem sanat hem de bilim. Ulusal kimliğin vazgeçilmez özelliklerinionun kadar orijinal ve isabetli biçimde tanımlayacak pek az fenomen vardır. Nerdeyse kutsal sayılan bu gelenek ilk kez bir filmde bu kadar keskin ve münasebetsiz br bakışla ele alınıyor.

 

All About Asado is a trip into Argentina’s depths. Asado is a food and a ritual. It is primitive and modern, wild and sophisticated, an art and a science. Few phenomenas reveal the essential characteristics of the national identity with more originality and precision. For the first time, a movie copes with this almost sacred tradition, using a sharp and incorrect glance.

Mariano Cohn, Gastón Duprat

Gastón Duprat ve Mariano Cohn, televizyon ve sinema yapımcısı ve yönetmendirler. Kariyerlerine video art ve deneysel sinema çalışmalarıyla başladılar. Bu çalışmaların çoğu uluslararası ödüllere layık görüldü. Televizyon içinçeşitli özgün yapımlar ürettiler. Ciudad Abierta (2003) ve Digo (2012)isimli iki televizyon kanalının kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptılar. “Enciclopedia” (1998), “Yo Presidente” (2003), “El Artista” (2006), “El Hombre de al Lado” (2008), “Querida voy a Comprar Cigarillos y Vuelvo” (2011), “Civilización” (2013), “Living Stars” (2014), “El Ciudadano Ilustre” (2016) ve“Asado Hakkında Her Şey” (2016) isimli uzun metraj filmleri çektiler ve Sundance,Montreal, Málaga, Roma, Küba, Tokyo ve Bafici dâhil olmak üzere birçok uluslararası festivalden ödüller aldılar. Son filmleri “The Distinguished Citizen”, bu yıl Venedik Film Festivali yarışma seçkisinde yer aldı. Gastón Duprat and Mariano Cohn are television and film directors and producers. They began their career in the field of video art and experimental cinema. Many of these pieces were rewarded internationally. Also in television they created various original formats andthey founded and directed two television channels named“Ciudad Abierta” (2003) and “Digo” (2012). They directed and produced feature films“Enciclopedia” (1998), “Yo Presidente” (2003), “El Artista” (2006), “El Hombre de al Lado” (2008), “Querida voy a Comprar Cigarillos y Vuelvo” (2011), “Civilización” (2013), “Living Stars” (2014), “El Ciudadano Ilustre” (2016) and “All About Asado” (2016). Their movies have been awarded at numerous film festivals, such as Sundance,Montreal, Málaga, Rome, Cuba, Tokyo, Bafici.Their latest movie “The Distinguished Citizen” was in the official selection of Venice Film Festival this year.

BÖCEKLER / BUGS


Danimarka / Denmark - 2016, 76’

 

Yönetmen / Director: Andreas Johnsen

Senarist / Screenwriter: Andreas Johnsen

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Andreas Johnsen

Müzik / Composer: Spacelab, Mikkel Hess, Nikolaj Hess, Anders AC Christensen

Kurgu / Editor: Menno Boerema, Per Sandholt

Yapımcı / Producer: Sigrid Jonsson Dyekjær PGA

Yapım Şirketi / Production Company: Submarine, Kloos & Co, Clin D’Oeil, DR, RTBF, VPRO

 

Böcek yemek bugünlerde çok gündemde olan bir konu. Özellikle son birkaç yıldır, Birleşmiş Milletler’in yenebilir böcekleri dünyadaki açlık sorunuyla mücadele için bir kaynak olarak önermesinden beri, aşçılar ve gastronomlar tarafından lezzetleriyle, çevreciler tarafından doğa üzerindeki düşük oranlı etkileriyle, toplumsal sağlık uzmanları tarafından ise besin içerikleriyle dikkat çekmeye başladılar. Öyle görünüyor ki, küresel gıda güvenliğimizle ilgili tüm sorunlarımızı çözecek yeni süpergıda böcekler olacak. Kopenhag merkezli Nordic Yiyecek Laboratuvarı’nda çalışan aşçı ve araştırmacılar Josh Evans, Ben Reade ve Roberto Flore’den oluşan bir ekip üç yıl boyunca dünyayı dolaşarak hâlihazırda böcek yiyen iki milyar insanın bu konudaki fikirlerini araştırdılar. Bu yıl dünyanın en fazla ilgi gören gastronomi filmlerinden birisi olan ‘’Böcekler’’ bu ufuk açıcı yolculuğun hikayesini anlatıyor.

 

Insects as food is a hot topic. Particularly over the last few years, since the UN recommended edible insects as a resource to combat world hunger, they have been heralded for their taste by cooks and gastronomes, for their low ecological impact by environmentalists and for their nutritional content by public health scientists. It would seem that insects are the new superfood that will fix all our problems of global food security.For the past three years a team from Copenhagen-based Nordic Food Lab, made up of chefs and researchers Josh Evans, Ben Reade and Roberto Flore, has been travelling the world to learn what some of the two billion people who already eat insects have to say.

Andreas Johnsen

Andreas Johnsen, 2002’den bu yana belgesel film yönetmenliği, yapımcılığı ve görüntü yönetmenliği yapmaktadır. Filmleri, dünya çapında birçok festivalde gösterilmiş ve sayısız ülkede televizyondan yayınlanmıştır. “Kidd Life”, “A Kind of Paradise”, “Murder”, 2013 yılında IDFA’nın Uzun Metraj Yarışması’na ve 2014 yılında Berlin Film Festivali Barış için Sinema Yarışması’na seçilen, 2014 Danimarka Film Eleştirmenleri Ödülü’nü kazanan bir önceki filmi “Ai Weiwei: The Fake Case” filmleriyle tanınır. Andreas Johnsen has made a number of documentaries as director, producer and cinematographer since 2002. His films have been shown at festivals all around the world and have been broadcasted in countless countries. He is renowned for such films as “Kidd Life”, “A Kind of Paradise”, “Murder” and his latest film “Ai Weiwei: The Fake Case”, which in 2013 was nominated in IDFA’s Feature Length Competition, in Berlin 2014 at Cinema for Peace Awards and won the Danish Film Critics Award in 2014.

HAYAT SAHNESİ / THEATRE OF LIFE


Kanada / Canada - 2016, 93’

 

Yönetmen / Director: Peter Svatek

Senarist / Screenwriter: Peter Svatek

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Nicolas Venne

Kurgu / Editor: Elric Robichon

Yapımcı / Producer: Josette Gauthier, Annette Clarke, Peter Svatek

Sunan / Host: Massimo Bottura

Yapım Şirketi / Production Company: Seville International, Triplex Films, The National Film Board of Canada

 

“Hayat Sahnesi”, Milan 2015 Dünya Fuarı sırasında, ünlü şef Massimo Bottura’nın öncülüğünü yaptığı Refettorio Ambrosiano isimli sıra dışı bir aşevinin hikâyesi. Massimo, dünyanın en iyi 60 şefinikendisiyle birlikte Milan’daki evsizlere ve mültecilere yemek pişirmeye davet etti. Tüm yemekler, fuardan arta kalan ürünlerden yapıldı.

Bu sene San Sebastian Film Festivali’nin Culinary Zinema bölümünde gösterilen ve ödüle layık görülen film, yemek ve hayat üzerine son derece ilham verici bir belgesel.  

 

“Theater of Life”is about the Refettorio Ambrosiano, an extraordinary soup kitchen conceived by renowned chef Massimo Bottura during the Milan 2015 World’s Fair. Massimo invited 60 of the world’s best chefs to join him to cook for refugees and the homeless of Milan. All meals were made from the waste food of Expo.

An intensely inspiring documentary about food and essentially about life, which was awarded at the Culinary Zinema section of San Sebastian Film Festival.

Peter Svatek

Çocukluğundan beri Kanada, Montreal’de yaşayan, Prag doğumlu Peter Svatek, uzun metraj kurmaca ve belgeseller yazıp yöneten bir sinemacıdır. Filmleri birçok uluslararası ödül kazanmıştır. “Vahşetin Çağrısı”(1997) ve Arjantin’deki Kirli Savaş esnasında çalınan çocukları konu alan “Stolen Babies, Stolen Lives”(2008) filmleri arasındadır. Josette Gauthier ile birlikte, bir belgesel yapım şirketi Triplex Films’i kurmuştur. Born in Prague, Peter Svatek moved to Montreal, Canada as a child and has been living there ever since. A writer and director of both feature films and documentaries, his films have won many international awards. Among his films, there are “Call of the Wild” (1997) and the controversial documentary “Stolen Babies, Stolen Lives” (2008) about the stolen children of Argentina’s Dirty War. He is the co-founder (with Josette Gauthier) of Triplex Films, a documentary production company.

NOMA - BENİM GÜZEL FIRTINAM/ NOMA – MY PERFECT STORM


İngiltere / UK - 2015, 95’

Yönetmen / Director: Pierre Deschampes

Senarist / Screenwriter: Pierre Deschampes

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Pierre Deschampes

Müzik / Composer: Frans Bak, Keld Haaning Ibsen

Kurgu / Editor: Mike Brook

Yapımcı / Producer: Etta Deschamps

Oyuncular / Cast: René Redzepi

Yapım Şirketi / Production Company: Documentree Films Ltd.

 

René Redzepi, dört kez dünyanın en iyi restoranı seçilmiş olan Noma’nın şefidir. Redzepi’nin hikâyesi, hemşehrisi Hans Christian Andersen’in “Çirkin Ördek Yavrusu” masalının çağdaş bir uyarlamasıdır adeta. Başlangıçta yarı Arnavut, yarı Danimarkalı kökeninden dolayı Danimarkalılar tarafından dışlanan René Redzepi, şu anda Hamlet’ten sonra dünyanın en tanınmış Danimarkalısıdır. Noma’nın açılışında kendisiyle dalga geçilmiştir amabugün gurme mutfağı dünyasının en etkili şefidir.

 

René Redzepi is the head chef of the restaurant Noma, four times voted best restaurant in the world. The story of Redzepi resembles a modern version of the ‘Ugly Duckling’ tale by Hans Christian Andersen, his fellow countryman. Initially rejected by the Danish due to his dual Albanian and Danish nationalities, today René Redzepi is the best-known Danish figure after Hamlet. Scoffed at during the opening of Noma, he has since become the most influential chef in the world of gourmet cuisine.

Pierre Deschampes

Pierre Deschamps, İngiltere merkezli Documentree Film Ltd.’nin kurucularındandır. Aslen Fransız olan Deschamps, kariyerine, 90’ların başında televizyon sektöründe başladı ve 1500 tane televizyon programında yönetmen yardımcılığı yaptı.“Noma - Benim Güzel Fırtınam” yönetmenin ilk uzun metraj filmidir. Pierre Deschamps is co-founder of Documentree Films Ltd. based in England. Native French, Deschamps has a background within the French television industry during early 90’s with more than 1500 TV entertainment shows to his credit as assistant director. “Noma - My Perfect Storm” is Deschamps’ first feature film.

SINIRLARIN DIŞINDA:  MUGARITZ, YENİ BİR YOL / OFF-ROAD: MUGARITZ, FEELING A WAY / CAMPO A TRAVÉS: MUGARITZ, INTUYENDO UN CAMINO


İspanya / Spain - 2015, 65’

 

Yönetmen / Director: Pep Gatell

Senarist / Screenwriter: Andoni Luis Aduriz, Pep Gatell

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Pol Aregall

Müzik / Composer: Àlex Ferrer

Kurgu / Editor: Sara López

Yapımcı / Producer: Nadala Fernández

Anlatıcı / Narrator: Andoni Luis Aduriz

Yapım Şirketi / Production Company: IXO Producciones, La Fura dels Baus, Euskaltel, Radio Televisión Española

 

“Sınırların Dışında: Mugaritz, Yeni Bir Yol”, ünlü restoran Mugaritz üzerine felsefi ve davranışbilimsel bir belgesel. Mugaritz, uzun zaman önce sadece bir restoran olmaktan çıkmıştır. Burası yaşayan bir ekosistemdir, proje geliştirme alanıdır, bir şey yapmanın yeni yollarını bulan kurumdur, insanların yoktan varettiği bir yerdir – üstelik yemek servisi de yapılır.

Katalan tiyatro grubu La Fura dels Baus’un artistik direktörüPep Gatell, bu belgeseli çekerken elinde bir senaryo yoktu; sadece hikayenin kahramanlarının ham tanıklıkları vardı; bir zamanlar hayal bile edilemeyecek bir mekânda dolaşan insanlardan oluşan bir ekip.

 

“Off-Road. Mugaritz, Feeling a Way” is a philosophical and behavioural scientific documentary about the Mugaritz. Mugaritz stopped being just a restaurant a long time ago. It is a live ecosystem, an environment for the development of projects, the establishment of new ways of doing things, a place where people create something from nothing - and they even serve food. Pep Gatell, artistic director of Catalan theatre company La Fura dels Baus, did not have a script for the documentary, just the raw testimonies of the protagonists: a human team that moves in a space that once seemed unimaginable. 

Pep Gatell

Pep Gatell, 1980’den bu yana, Katalan tiyatro topluluğu La Fura dels Baus’un altı artistik direktöründen biridir. Tartışmaya dayalı toplu yaratım yöntemi olan ve sadece tek bir kurala, “en iyi fikirle devam edilecek” düşüncesine tabi olan Furan dilinin geliştirilmesine katkıda bulunanlardan birisidir. Sinemada, F. Bellmunt’un “Un Parell d’Ous”, J. Garay’ın “Pasión Lejana”ve P. Portabella’nın “El Pont de Varsòvia” isimli filmlerine katkıda bulunmuştur. Carlos Saura’nın “Goya En Burdeos” filmindeki savaş kaynaklı yıkım sahnelerinin tasarımını ve yönetmenliğini yapmıştır. Pep Gatell has been one of six artistic directors of the Catalan theatre company La Fura dels Baus since 1980. He has collaborated in the development of the Furan language, a method of collective creation based on friction and under the only tirany of "the best idea is the one that goes".In the cinema industry he collaborated in the films “Un Parell d'Ous” by F. Bellmunt, “Pasión Lejan” by J. Garay and “El Pont de Varsòvi” by P. Portabella. In the film “Goya en Burdeos” by Carlos Saura, he designed and directed the war disaster scenes.

TÜRK MUTFAĞINA ÖVGÜ/ THE TURKISH WAY


İspanya / Spain - 2016, 120’

 

Yönetmen / Director: Luis González

Senarist / Screenwriter: Luis González, Andrea Gómez, Ángel Lafuente

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Jaime Rebato

Müzik / Composer: Sophie Abraham Ebbinge

Kurgu / Editor: Miguel Burgos

Yapımcı / Producer: Manuel de Mora-Figüeroa

Oyuncular / Cast: Joan Roca, Josep Roca, Jordi Roca, Mehmet Gürs, Sina Sucuka

Yapım Şirketi / Production Company: Contents Area SL

 

2015’te dünyanın en iyi restoranı seçilen El Celler de Can Roca’nın üç şefi BBVA işbirliğiyle çıktıkları, Arjantin ve ABD ile başlayan dünya turunun sinemaya aktarılan ikinci halkasında, genç şefler, someliyeler ve yerli üreticilerin rehberliğinde Türkiye’nin gastronomik potansiyelini keşfediyor. Mutfak şefi Joan Roca İzmir ve Tire’ye, tatlı şefi Jordi Roca Gaziantep’e, someliye Josep Roca ise şarap araştırmaları için Trakya, Bozcaada ve Kapadokya’ya gidiyor. Sonra hep birlikte Türk mutfağını dünyaya duyuracak bir gastronomi devrimi hazırlığı içindeki bir grup genç şefle tanışıyorlar.

Dünya galası bu yıl San Sebastian Film Festivali’nde yapılan “Türk Mutfağına Övgü”bize kendi mutfağımıza farklı bir gözle bakmak için bulunmaz bir fırsat sunuyor.

Luis González

Luis González, meslek yaşamının büyük bölümünde kurumsal iletişim alanında çalıştı. 2012 yılından bu yana, önce Proje Yöneticisi olarak daha sonra Yürütücü Yapımcı olarak çeşitli televizyon programları, belgeseller, kurumsal tanıtım videoları ve reklam spotları çekti. 2013’ten itibaren içerik tasarım ve yaratım alanındaki çalışmalarını, yönetmenlik çalışmalarıyla birlikte yürütmektedir. Luis González has dedicated most of his professional career to the field of corporate communications. Since 2012, first as Project Manager and later as Executive Producer, Luis has produced television programs, documentaries, corporate videos and advertising spots. Starting in 2013, he began to combine his work in content design and creation with his work as a director.

WANTON MEE


Singapur / Singapore - 2015, 71’

 

Yönetmen / Director: Eric Khoo

Senarist / Screenwriter: Chew Chia Shao Min, Tan Fong Cheng

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Tan Kang Wei

Müzik / Composer: Kevin Mathews, Christopher Khoo

Kurgu / Editor: Lawrence Ang, Gan Jia Yi

Yapımcı / Producer: Tan Fong Cheng

Oyuncular / Cast: Koh Boon Pin, Bill Teoh, Tammie Chew, Joe Moreira

Yapım Şirketi / Production Company: Zhao Wei Films Pte Ltd

 

İş hayatı yüzünden artık kendini yavaş yavaş tükenmiş hissetmeye başlayan orta yaşlı yemek eleştirmeni Chun Feng Koh, yerel yemekler üzerinden, kendi hayatını ve Singapur’un gelişimini incelemeye karar verir. Özellikle çalıştığı gazetenin dijital dünyaya geçenler kervanına katılması, iyice sabrını zorlamaktadır. Ancak, çalıştığı şirketin, yazılarını destekleyecek görüntüler çekmesi için ona verdiği el kamerasının aslında tam bir nimet olduğu ortaya çıkacaktır. Koh, yerel büfelere giderken el kamerasını da yanında götürüp büfe sahiplerinin hikâyelerini kaydetmeye başlar. Bu hikâyelerde Singapur yemeklerinin nasıl yaratıldığının tarihi gizlidir.

 

Chun Feng Koh, a middle-aged food critic whose career is starting to wear him out, decides to explore his life and the development of Singapore through the local food. His patience is tested by the fact that the newspaper he works for is jumping on the digital bandwagon. However, the camcorder his company give him to supplement his reviews with visuals proves to be a blessing in disguise. Koh begins to take the camcorder with him to local food stalls and amasses the stall owners' stories. Hidden within them is the history of how their Singaporean dishes were created.

Eric Khoo

Zhao Wei Film’in kurucusu, ödüllü yönetmen Eric Khoo, Singapur’un uluslararası sinema sektörüne girmesini sağlamıştır. Filmleri, Cannes, Berlin ve Venedik gibi büyük festivallere katılan ilk Singapurlu yönetmendir. Paris’teki Centre Pompidou’da bir retrospektifi düzenlenmiş, 2010 yılında Locarno Uluslararası Film Festivali’nde jüri başkanlığı yapmıştır. İlk animasyon filmi “Tatsumi”, 2011 yılında, New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’nde dünya galasını yapmıştır. Son dönemde, Singapur tarihinden esinlendiği projeler üzerinde çalışmaktadır. An award-winning filmmaker and founder of Zhao Wei Films. He has helped to put Singapore on the international filmmaking map. He was the first Singaporean to make films that were screened at major festivals including Cannes, Berlin and Venice. The Centre Pompidou in Paris has held a retrospective of his work and he served as president of the jury at the Locarno International Film Festival in 2010. His first animated feature film “Tatsumi” premiered at the MoMA in New York in 2011. His recent projects are inspired by Singapore’s history.

ALTAMİRA / FINDING ALTAMIRA


İngiltere, Fransa, İspanya / UK, France, Spain - 2016, 97’

 

Yönetmen / Director: Hugh Hudson

Senarist / Screenwriter: Olivia Hetreed, José Luis López Linares

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: José Luis Alcaine

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Benjamín Fernández

Sanat Yönetmeni / Art Director: Alejandro Fernández

Müzik / Composer: Mark Knopfler, Evelyn Glennie

Kurgu / Editor: Pia Di Ciaula

Yapımcı / Producer: Lucrecia Botín, Alvaro Longoria, Andy Paterson

Oyuncular / Cast: Antonio Banderas, Golshifteh Farahani, Allegra Allen, Pierre Niney, Clément Sibony, Rupert Everett, Tábata Cerezo, Tristán Ulloa, Irene Escolar

Yapım Şirketi / Production Company: Morena Films, El Maestro de Altamira, A.I.E., Fox International Productions, Sympathetic Ink, Telefonica Studios, Televisión Española, Mare Nostrum Productions

 

Yıl 1879. 9 yaşındaki Maria Sautola ve babası Marcelino, ilk mağara resmini ve koşmakta olan bir bizona ait ustaca yapılmış resimleri keşfederler. Ama Maria’nın dini bütün annesi Conchita, tarih öncesi çağlarda yaşamış “vahşilerin” böyle muhteşem sanat eserleri yaratmış olması fikrinden rahatsızdır. Katolik Kilisesi de bu keşfi İncil’in beyanlarına bir saldırı olarak görür. Dönemin önde gelen tarih öncesi uzmanı Carthailac ise Marcelino’nun bir dolandırıcı olduğunu ve buluşunun da sahte olduğunu beyan eder. Aile bir krize sürüklenir ve mağara kapatılır. Bu durumdan kurtulmaları ve saygınlıklarını geri kazanmaları yolunda ellerindeki en büyük güç, birbirlerine duydukları sevgi olacaktır.

Picasso’ya göre başka bütün sanat eserlerinin gözden düşmesine yol açan bir sanatsal keşif hikayesi, şık tasarımı ve güzel görüntüleriyle melodramatik ve epik bir nitelik kazanmış.

 

  1. Nine-year-old Maria Sautuola and her father, Marcelino, discover the first cave art and accomplished paintings of galloping bison. But Maria’s mother, devout Conchita, is disturbed by the idea that prehistoric “savages” could have created such magnificent art. The Catholic Church sees this as an attack on Biblical truth. And Carthailac, the leading prehistorian, condemns Marcelino and his discovery as fakes. The family is thrown into crisis and the cave locked up. It takes all their love for each other to find a way through to redemption and recognition.

Elegantly styled and beautifully photographed, it puts a melodramatic and epic spin onthe inner history of an artistic discovery that, according to Picasso, turn everything else into decadence.

Hugh Hudson

25 Ağustos 1936’da doğdu. Kariyerine, belgesel ve reklam filmleri yönetmeni olarak başladı. İlk uzun metraj çalışması, Alan Parker’ın “Geceyarısı Ekspresi”nde ikinci asistanlıktı. 1979 ve 1981 yılları arasında, birçok dalda Oscar alan “Ateşten Arabalar”ı çekti. Sonraki projesi, dört dalda Oscar alan “Tarzan-Asil ve Vahşi” (1984) oldu. Tamamen tamamlanmadan gösterime giren ve hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden kötü eleştiriler alan üçüncü filmi “Devrim”in (1985) arkasından, 1989 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday olan “Lost Angels”ı (1989) çekti. Üretkenliği 1990’larda düşüşe geçti ve bugüne kadar sadece birkaç belgesel film ve “Benim Hayatım” (1999) ve “Rüyamdaki Afrika” (2000) isimli uzun metraj filmleri çekti. “Altamira” (2016) yönetmenin son işidir. Born on 25 August 1936. He started his career as a documentary film and commercial director. The first feature film he worked in was as a second-unit director on Alan Parker's “Midnight Express”. Between 1979 and 1981, he directed the multiple Academy Award-winning film “Chariots of Fire”.His next production was “Greystoke - The Legend of Tarzan, Lord of the Apes” (1984) which received four Oscar nominations. After his third film “Revolution”, which was released before it was a fully completed film,became a critical and commercial failure, he directed “Lost Angels” (1989), which was nominated for the Palme d'Or at the 1989 Cannes Film Festival. His productivity was dramatically decreased in 1990s and he only directed several documentaries and two feature films: “My Life So Far” (1999) and “I Dreamed of Africa” (2000). “Finding Altamira” (2016) is his last film.

CÉZANNE VE BEN / CÉZANNE AND I / CÉZANNE ET MOI


Fransa / France - 2016, 117’

 

Yönetmen / Director: Danièle Thompson

Senarist / Screenwriter: Danièle Thompson

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Jean-Marie Dreujou, AFC

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Michèle Abbé-Vannier

Sanat Yönetmeni / Art Director: Stephanie Angrand

Müzik / Composer: Eric Neveux

Kurgu / Editor: Sylvie Landra

Yapımcı / Producer: Albert Koski

Oyuncular / Cast: Guillaume Canet, Guillaume Gallienne, Alice Pol, Déborah François, Sabina Azéma, Gérard Meylan, Isabelle Candelier, Freya Mavor, Laurent Stocker

Yapım Şirketi / Production Company: G Films, Pathé, Orange Studio, France 2 Cinéma, Umedia, Alter Films

 

Birbirlerini on üç yaşın çoşkusuyla sevdiler. İsyan ve merak, umutlar ve kuşkular, kızlar ve şöhret hayalleri, hepsini paylaştılar. Paul zengin, Emile fakirdi. Parise gitmek üzere Aix-en-Provence’i terkettiler ve kısa sürede Montmartre ile Les Batignolles sanat dünyasının bir parçası haline geldiler. Aynı yerlerde takıldılar, aynı kadınlarla yattılar. Burjuvazinin yüzüne tükürdüler – ki o da aynı şekilde karşılık verdi verdi.  Artık Paul bir ressam, Emile ise yazardır. Şöhret Paul’ü es geçmiştir. Emile ise her şeyi elde etmiştir: ün, para, bir zamanlar Paul’ün âşık olduğu mükemmel eş… Birbirlerini yargılarlar, birbirlerine hayranlık duyarlar, kavgalar ederler. Aralarındaki bağ kopar, sonra tekrar buluşurlar; aynen birbirini sevmekten bir türlü vazgeçemeyen bir çift gibi.

Kim bilir neden bunca zamandır sinemanın ihmal ettiği sanat tarihinin en az bilinen dostluk ilişkilerinden birine ışık tutan sürükleyici bir film olmanın ötesinde sanatçının toplumdaki yeri ve yaratıcılığın gerekleri üzerine ilgi çekici fikirler de ortaya koyuyor.

 

They loved each other with the ardor of thirteen-year-old boys. Rebellion and curiosity, hopes and doubts, girls and dreams of glory – they shared it all. Paul was rich, Emile poor. They left Aix-en-Provence for Paris and quickly became part of the art scene in Montmartre and Les Batignolles. They hung out in the same places, slept with the same women. They spat on the bourgeoisie (who spat back). Now, Paul is a painter and Emile, a writer. Glory has passed Paul by.But Emile has it all: fame, money, the perfect wife, whom Paul once loved. They judge each other, admire each other, confront each other. They lose touch, meet up again, like a couple who cannot stop loving each other.

While shedding light on one of the most little known friendships in the History of Art –why was it ignored by cinema for so long?-, this captivating portrait also offers an interesting reflection on the status of artists and the demands of creation. 

Danièle Thompson

3 Ocak 1942 doğumlu Danièle Thompson, “Cousin, Cousine”, “La Boum”, “Belphégor - Le Fantôme du Louvre”, “La Reine Margot/Kraliçe Margot” and “Jet Lag” de dâhil olmak üzere birçok başarılı filmin senaryosunu yazdı ve bir kısmının yönetmenliğini de üstlendi. “Cousin, Cousine” ile 1976 yılında En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar’a aday oldu. En ünlü filmi “Kraliçe Margot” ise Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ve Jüri Özel Ödüllerini kazanmanın yanı sıra, 12 dalda César Ödüllerine aday gösterildi ve 5’ini kazandı. 2006 filmi “Fauteuils d'Orchestre”, Fransa’nın Yabancı Dilde En İyi Film adayı oldu. “Cezanne ve Ben”, Danièle Thompson’ın yazıp yönettiği altıncı filmdir. Born on 3 January 1942. She has written screenplays for a number of highly successful films including “Cousin, Cousine”, “La Boum”, “Belphégor - Le Fantôme du Louvre”, “La Reine Margot” and “Jet Lag”, some of which she also directed. She was nominated for the 1976 Academy Award for Writing Original Screenplay for “Cousin, Cousine”. Her most well-known film “La Reine Margot” won Special Jury Prize and Best Actress Award at Cannes Film Festival and nominated to 12 César Awards, 5 of which it won. Her 2006 film, “Fauteuils d'Orchestre” was France's entrant for the Academy Award for Best Foreign Film. “Cezanne and I” is the sixth film, she has written and directed.

MAYIN ÜLKESİ / LAND OF MINE / UNDER SANDET


Danimarka, Almanya / Denmark, Germany - 2015, 101’

 

Yönetmen / Director: Martin Zandvliet

Senarist / Screenwriter: Martin Zandvliet

Görüntü Yönetmeni / Cinematographer: Camilla Hjelm

Yapım Tasarımcı / Production Designer: Gitte Malling

Sanat Yönetmeni / Art Director: Seth Turner

Müzik / Composer: Sune Martin

Kurgu / Editor: Per Sandholt, Molly Marlene Stensgaard

Yapımcı / Producer: Mikael Christian Rieks

Oyuncular / Cast: Roland Møller,Mikkel Boe Følsgaard, Louis Hofmann, Joel Basman

Yapım Şirketi / Production Company: Nordisk Film, Amusement Park Films

 

İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna yaklaşırken, tamamı gencecik çocuklardan oluşan bir grup Alman askeri Danimarka ordusuna esir düşer ve Danimarka sahil şeridine yerleştirilmiş mayınları temizlemek gibi ölümcül bir işe koşulurlar. Bu konuda neredeyse hiç eğitim almamış olan gençler, çok geçmeden savaşın sona ermediğini anlayacaktır.

Yalnızca savaşın vahşeti hakkında etkileyici bir film değil, kahramanlık ve kötülük gibi yeniden ele alınması gereken kavramlara yaklaşımıyla da dikkat çekici. Sert, insanın içine işleyen, son derece hüzünlü bir film ama aynı zamanda sevgi ve umut içeriyor.

 

As World War Two comes to an end, a group of German POWs, boys rather than men, are captured by the Danish army and forced to engage in a deadly task – to defuse and clear land mines from the Danish coastline. With little or no training, the boys soon discover that the war is far from over.

Not just a piercing study of brutality during wartime but also distinctive with its reexamination of such concepts as heroism and evil. Brutal, visceral and extremely sad but still gently touched with compassion and even hope.

 

Martin Zandvliet

Danimarka doğumlu Martin Zandvliet, Jutland’daki Avrupa Film Okulu’nda kurgu eğitimi aldı. “Applaus” (2009) ve “Dirch” (2011) filmlerinin senaryo yazarı ve yönetmeni, 2012 yapımı “Teddy Bear”in senaryo yazarıdır. “Mayın Ülkesi”nin ardından Amerikan yapımı “The Outsider” filminin çekimlerine başlamıştır. Martin Zandvliet was born in Denmark and studied editing at the European Film College in Jutland. He wrote and directed the features “Applause” (2009) and “A Funny Man” (2011). He also wrote the screenplay for” Teddy Bear” (2012). “Land of Mine” (2015) is his latest film as writer and director. Currently, he is directing “The Outsider”, an American production.